Bir hayvansever olarak bu tür rezaletlere sessiz kalmamız beklenemezdi.
Sözde Hayvan Hakları Federasyonu HAYTAP, bu ülkeye hayvan sevgisi anlatmamış; düpedüz bir rezalet üretmiştir.
Benim de evimde Müezza adlı bir kedim var.
HAYTAP’ın yaptığı bu sözüm ona kampanya, sadece hayvanlara değil; insanlığa da açık bir hakarettir.
Sorunca elbette klasik cümle hazır:
“Hayvan haklarına dair duyarlılık oluşturmak istedik.”
Peki soralım:
Çocuklara ve yaşlılara tasma takıp, “sahiplendiriyoruz” diye servis etmek hangi akla, hangi vicdana, hangi ahlaka sığar?
Bu farkındalık değil;
Bu, akılla alay etmektir.
Kusura bakmasınlar ama yapılan şey merhamet falan değildir.
Bu, ucuz bir provokasyondur.
Hayvan haklarını savunduğunu iddia eden bir yapının, insan onurunu bu kadar hoyratça çiğnemesi tam anlamıyla skandaldır.
Çocuklar kutsaldır.
Yaşlılar saygıya muhtaçtır.
Siz ise çıkıp onları bir reklam malzemesine, bir mizansen figürüne dönüştürüyorsunuz.
Bunun adı kampanya değil; ahlaki çöküştür.
“Duyarlılık oluşturmak istedik” diyerek bu işin içinden sıyrılamazsınız.
Duyarlılık, insanı aşağılayarak değil; insanı yücelterek oluşturulur.
Bu kampanya hayvanları korumuyor.
Tam tersine, hayvan haklarına en büyük zararı veriyor.
Çünkü bu görüntüleri gören milyonlarca insan, hayvan sevgisini değil; iticiliği, zorbalığı ve hadsizliği görüyor.
Şunu açık açık söyleyelim:
Hayvanlara yapılan en büyük kötülük;
onları savunduğunu söyleyip bu davayı kötüleştirenlerdir.
Sokaktaki hayvanın sorunu HAYTAP’ın reklam ihtiyacı değildir.
Hayvanın ihtiyacı; samimiyet, çözüm ve akıldır.
Bugün bu kampanya konuşuluyorsa,
bu hayvan hakları adına bir başarı değildir.
Bu;
“Biz ne yaptığımızı bilmiyoruz” itirafıdır.
*
Hayvanları savunacağız diye,
insanlığı ayaklar altına alıyorsanız;
siz zaten en baştan kaybetmişsinizdir.
Kalın Sağlıcakla


