Beyazıt’ta Karabük Rüzgârı…
İstanbul…
Beyazıt Meydanı…
Tarihin, siyasetin, akademinin iç içe geçtiği yer…
Ve o meydanda bu kez Karabük vardı.
Yanlış anlaşılmasın…
Sadece bir üniversite olarak değil…
Bir iddia olarak vardı.
Bir fikir olarak vardı.
Bir “biz de buradayız” çıkışı olarak vardı.
Sosyalfest için gitmiştik.
Kalabalık vardı.
Gençlik vardı.
Heyecan vardı.
Ama en önemlisi…
Bir arayış vardı.
Türkiye’nin uzun zamandır eksikliğini hissettiği bir arayış…
Çünkü yıllardır teknoloji konuşuyoruz.
Sanayi konuşuyoruz.
Ekonomi konuşuyoruz.
Ama insanı…
Toplumu…
Sosyal meseleleri konuşurken bazen geride kalıyoruz.
İşte Sosyalfest biraz da bu boşluğu doldurma iddiasıyla ortaya çıkmış.
Şunu açık söyleyelim…
Festival yapmak kolay iş değildir.
Hele ki iki büyük üniversite aynı organizasyonun içinde yer alıyorsa…
İş sadece sahne kurmakla, salon ayarlamakla olmaz.
Orada ciddi bir koordinasyon gerekir.
Ekip işi gerekir.
Sabır gerekir.
Ve belli ki uzun bir hazırlık yapılmış.
Bunu daha ilk anda hissediyorsunuz.
Karabük Üniversitesi’nin organizasyondaki ağırlığı dikkat çekiyordu.
Kurulan komisyonlar…
Görev dağılımları…
Ekiplerin uyumu…
Kolay kurulacak yapılar değil bunlar.
Bir ayrıntı özellikle dikkatimi çekti:
Karabük Üniversitesi, İstanbul’un merkezinde çekingen durmuyor.
Aksine…
“Ben de bu tablonun içindeyim” diyor.
Bu önemli.
Çünkü artık üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değil.
Şehirlerin vitrini…
Hatta bazen kaderidir.
İstanbul Üniversitesi organizasyona ayrı bir ağırlık katmış elbette.
Beyazıt’ın tarihi taş duvarları arasında yürürken Türkiye’nin akademik hafızasını hissediyorsunuz.
İşte o atmosferin içine Karabük Üniversitesi’nin genç enerjisi eklenince ortaya farklı bir tablo çıkmış.
Bir tarafta köklü geçmiş…
Bir tarafta yeni bir heyecan…
Ve ikisi aynı meydanda buluşmuş.
Açılışta Karabük Üniversitesi Rektörü Fatih Kırışık önemli bir cümle kurdu:
“Gençler sosyal modeller üretmeli.”
Dikkat edin…
Bu sıradan bir cümle değil.
Çünkü mesele artık sadece bina yapmak değil.
Mesele insan yetiştirmek…
Topluma yön verecek fikirler ortaya koymak.
Sosyalfest’in çıkış noktası da biraz burada başlıyor.
Rakamlar da küçümsenecek gibi değil…
3 binlerden 12 bin projeye ulaşılmış.
Paydaş sayısı artmış.
Ödül havuzu milyonlara çıkmış.
Ama asıl mesele sayı değil.
Asıl mesele; sosyal bilimlerin yeniden ilgi görmeye başlaması.
İstanbul Valisi Davut Gül de konuşmasında önemli bir cümle kurdu:
“Bu işi sadece matematikle açıklayamayız.”
Doğru söz…
Çünkü toplum dediğiniz şey sadece formüllerle ilerlemiyor.
İnsan da gerekiyor.
Duygu da gerekiyor.
Kültür de gerekiyor.
Vali Gül’ün dikkat çektiği bir başka konu da festival şarkısıydı.
Şarkının ve klibin çok başarılı olduğunu söyledi.
Biz de sonradan öğrendik ki o şarkının söz yazarı da yine Rektör Fatih Kırışık’mış.
Doğrusu güzel bir çalışma olmuş.
Şimdi önümüzde iki yol var…
Ya bu organizasyon birkaç yıl içinde sıradan bir etkinlik olarak kalacak…
Ya da Türkiye’nin sosyal bilimler alanındaki en güçlü organizasyonlarından birine dönüşecek.
Görünen o ki hedef büyümüş.
Hatta Sayın Fatih Kırışık’ın söylediği gibi, beş yılda ulaşılması beklenen seviyeye ikinci festivalde yaklaşılmış.
Bu da küçümsenecek bir başarı değil.
Ama şurası kesin…
Beyazıt’ta bu yıl sadece bir festival yapılmadı.
Bir fikir konuşuldu.
Bir arayış tartışıldı.
Ve Karabük, İstanbul’un tam ortasında güçlü bir şekilde kendini gösterdi.
Kalın Sağlıcakla
