Şafak Zeki AKCA yazdı,
Şimdi gelin, durumu hiç dolandırmadan anlatalım.
Karabük İl Genel Meclisi’nde bir başkanlık yarışı var.
Ama öyle klasik bir yarış değil bu.
Aynı partiden üç aday:
Ahmet Sözen
Ahmet Okan Kirman
Ertan Mısırlı
Normalde ne dersiniz?
“11 üyesi olan parti alır, geçer.”
Öyle mi gerçekten?
Değil.
Çünkü siyaset, dört işlem değil.
Gelelim işin püf noktasına.
Ferhat Salt bir formül peşinde:
“Ön seçim yapalım. Kırılma olmasın.”
Mantıklı mı?
Mantıklı.
Ama eksik.
Çünkü asıl mesele şu:
Kaybeden ne yapacak?
Eğer herkes “tamamdır” deyip kenara çekilirse…
Hiç sorun yok.
AK Parti 11 oyla alır başkanlığı.
Ama…
İşte o “ama” var ya…
Her şeyi değiştirir.
Diyelim ki biri çıkıp dedi ki:
“Ben devam ediyorum.”
Ne olur?
Basit.
4 MHP + 2 CHP = 6.
Bir de üstüne kırılan aday…
Etti mi 7?
Yetmez.
AK Parti’den birkaç fire daha?
Oldu sana sürpriz sonuç.
Özellikle Ertan Mısırlı ismi bu yüzden kritik.
Kulisler ne diyor?
“Kaybetse bile yarıştan çekilmez.”
Eğer bu doğruysa…
Seçim sandıkta değil, kuliste biter.
Şunu unutmayın:
Siyasette en tehlikeli cümle şudur:
“Biz zaten kazanırız.”
O cümle kurulduğu an…
Kaybetme süreci başlar.
Özet mi?
Kısa ve net:
Çoğunluk var ama garanti yok.
Aday çok ama birlik şart.
Hesap basit ama sonuç sürpriz olabilir.
Karabük’te küçük bir seçim gibi görünüyor.
Ama aslında…
Büyük bir siyasi test.
Kim kazanacak?
Sandık değil…
Aklını kullanan.
Kalın Sağlıcakla


