Şafak Zeki Akca yazdı
Şehir içinde kullanılan motosiklet, motorlu bisiklet, mopet, mobilet, elektrikli scooter ve kaykay gibi küçük ulaşım araçlarının oluşturduğu kontrolsüz trafik düzeni, Karabük’te artık gözle görülür bir karmaşaya dönüştü.
Gün içinde yoğun şehir trafiğinde bir kişi yoktur ki, bir motosiklet yüreğini ağzına getirmesin !
Acil ve ciddi önlemler alınması gerektiğine inanıyorum.
Özellikle şehir merkezi, Kardemir çevresi, Safranbolu yolu ve Üniversite hattı civarında hızla artan bu araçlar artık bir ulaşım kolaylığı olmaktan çıktı; hem güvenlik hem de huzur sorunu haline geldi.
Kimi kaldırımdan gidiyor, kimi ters yönden geliyor…
Ne plaka var, ne kask, ne sigorta.
Kaza anında sorumluluk kime ait, kimse bilmiyor.
Denetim ise neredeyse yok denecek kadar az.
Nedense, Karabük’te gözümüzün önünde olup biten ama yokmuş gibi davranılan, “aman karışmayalım” denilen meseleler hep olmuştur.
Bu motosiklet karmaşası da onlardan biri.
Aklıma Geçmişte yaşanmış olan bir örnek geldi:
Suriyeli mültecilerin araçları meselesi.
Hatırlayın…
2011’den sonra ülkemize gelen sığınmacıların bir kısmı kendi arabalarıyla giriş yaptılar. Arapça plakalı bu araçlar yıllarca sokaklarımızda dolaştı; kazaya da karıştı, park ihlali de yaptı ama kimse işlem yapamadı.
Çünkü sistem hazır değildi.
Ta ki 2015’te Ankara devreye girip geçici Türk plakası uygulamasını başlatana kadar.
Bu örneği şunun için hatırlattım:
Bizde çoğu zaman sorunlar yerelde görülür ama çözüm hep “merkezden gelecek talimat”a bırakılır.
Oysa bazı meseleler tıpkı bu motor terörü gibi, yerel yönetimlerin, emniyetin ve halkın birlikte fark edip çözmesi gereken konulardır.
Bugün Karabük sokaklarında sayısı her geçen gün artan motorlu araçların yarattığı tehlike, yarın birinin canına mal olduğunda “nerede hata yaptık?” diye sormanın hiçbir faydası olmayacak.
Bu şehir, demiriyle çeliğiyle olduğu kadar düzeniyle de örnek olmalı.
Yoksa yollarımız motorlarla dolarken, güvenliğimiz sessizce elimizden kayıp gidecek.
Karabük, akılcı önlemlerle bu sorunu kontrol altına alabilir.
Yeter ki meseleye “küçük araç sorunu” olarak değil, büyüyen bir güvenlik riski olarak bakılsın.
Çünkü şehir dediğimiz yer; sadece yolların değil, kuralların da ortak kullanıldığı bir yaşam alanıdır.
Kalın Sağlıcakla
