Şafak Zeki Akca yazdı
Karabük’te bir süredir dikkat çeken bir hareketlilik var.
Adı: “Yöresel ürünler” sergisi.
İlk bakışta masum.
Hatta cazip.
Ama işin içi… öyle değil.
Karabük Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Yıldıray Yıldırım çıkıyor, diyor ki:
“Bu iş amacından saptı.”
Durup düşünmek lazım.
Çünkü mesele sadece bir sergi meselesi değil.
Mesele… düzen meselesi.
Mesele… hakkaniyet.
*
Sergi var.
Tezgâh var.
Ürün var.
Peki üretici?
İşte orası muamma.
“Al-sat” diyor başkan.
Yani üretmeden satmak.
Yani başkasının emeği üzerinden kazanç.
Bu, Anadolu’nun kadim esnaf anlayışına uymaz.
Çünkü bu topraklarda esnaf…
Vergisini verir.
İstihdam sağlar.
Şehrin yükünü çeker.
Ama dışarıdan gelen…
Ne vergi var, ne sorumluluk.
Tezgâh aç, sat, git.
Olmaz.
*
Bir başka başlık: Hijyen.
Gıda bu.
Şaka kaldırmaz.
Ama denetim?
Yok denecek kadar az.
Saklama koşulları?
Soru işareti.
Bu sadece ticaret meselesi değil.
Doğrudan halk sağlığı.
Bugün görmezden gelinen bir ihmal…
Yarın daha büyük bir soruna dönüşebilir.
*
Yıldırım diyor ki:
“Daha önce de söyledik.”
Yani bu ilk uyarı değil.
Ama sonuç?
Değişen bir şey yok.
İşte bu noktada mesele büyüyor.
Çünkü denetim yoksa…
Kural yoksa…
Devletin varlığı sorgulanır.
Ve en tehlikelisi:
“Sahipsizlik” duygusu başlar.
*
Cümlenin en serti, en neti:
“Karabük sahipsiz değildir.”
Bu bir sitem değil sadece.
Bu bir uyarı.
Yetkililere.
Sorumlulara.
Görevde olanlara.
*
Serbest piyasa başka…
Başıboşluk başka.
Yöresel ürün başka…
Kılıfına uydurulmuş ticaret başka.
Ve unutmayalım…
Bir şehirde esnaf huzursuzsa,
orada ekonomi de huzursuzdur.
Kalın Sağlıcakla
