“Tarih, sadece anmak için değil; hesap sormak ve ders almak içindir!”
Her milletin tarihinde bir gün vardır ki, sadece bir savaşın değil; bir milletin kendi kaderini eline aldığı, boyunduruk altına girmeyeceğini ilan ettiği gündür.
Bizim için o gün, hiç kuşkusuz 30 Ağustos’tur.
Ama biz, tarihimizin en büyük dönemeçlerini bile kutlama günlerine sıkıştırıp geçiyoruz.
İşte tam da burada yanlışa düşüyoruz.
Alparslan kefenini giyip, Malazgirt, 1071’de kapıları açtı. “ya zafer ya şehadet” dedi. Anadolu bizim yurdumuz oldu.
Peki bugün biz, o ruhun neresindeyiz?
30 Ağustos, 1922’de kapıları kapattı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, “ya istiklal ya ölüm” dedi.
İşgale, boyunduruk zincirine son noktayı koydu.
Peki biz, bugün o bağımsızlık iradesini ne kadar taşıyoruz?
Bir soralım kendimize:
- Malazgirt ruhunu, 30 Ağustos iradesini unutan bir milletin, yarını olur mu?
- Atalar kefenini giyerken, biz konfor koltuklarımızda neyi bekliyoruz?
- Bu topraklar uğruna bin yıldır ödenen bedelin farkında mıyız, yoksa sadece “resmi tatil” sevincinde miyiz?
Malazgirt olmasa 30 Ağustos olmazdı.
30 Ağustos olmasa Malazgirt’in anlamı kalmazdı.
Biri kapıyı açtı, diğeri ebediyen kapattı.
Ve biz, bugün hâlâ aynı sorumlulukla karşı karşıyayız:
Bu vatan emanet değil, bedel ödenmiş vatandır.
Ama sorun şu:
“Biz, ataların kanıyla suladığı bu toprakları ihanetle, gafletle, çıkar uğruna tüketiyor muyuz?”
*
Zafer Bayramı, sadece nostaljik bir hatırlatma değildir.
Bugün bize düşen görev, o zaferin anlamını kavramak, cumhuriyetin değerlerini savunmak ve gelecek nesillere aynı inançla aktarmaktır.
Eğer bunu yapamıyorsak, kutlamalarımız sadece birer formaliteden ibaret kalır.
*
Zafer Bayramı’nı kutlamak yetmez, o zaferin bedelini taşımak gerekir.
Eğer taşıyamıyorsak, bu milletin yarınından söz edemeyiz.
*
O ruhu diri tutmak, sadece şenlik yapmakla değil; ülkemizi her alanda ileriye taşımakla mümkündür.
Bu güne baktığımızda evet her alanda gayretli çabalar sürse de daha çok yol kat edeceğiz.
Malazgirt’in, 30 Ağustos’un, bu toprakların hakkını vermezsek; zafer günlerimiz sadece takvim yapraklarında kalır.
Unutmayalım: Malazgirt’in ruhunu anlayanlar, 30 Ağustos’u sadece kutlamaz; onun taşıdığı bağımsızlık ruhunu her gün yaşar, yaşatır.
