Şafak Zeki Akca yazdı
Bir cümle… Kısa…
Ama içi dolu.
“Sokağa hakim olan, ülkeye hakim olur.”
Bunu söyleyen Alparslan Türkeş.
Hatırlatan ise Özkan Çetinkaya.
Şimdi duralım.
Düşünelim.
Sokak kimin?
Eskiden…
Mahallenin büyüğü vardı.
Bakkal amca vardı.
Top oynayan çocuk vardı.
Bir de “ayıp olur” duygusu vardı.
Şimdi?
Sokak var…
Ama sahibi yok.
*
Konferansın adı uzun:
“Çocuklar Arasında Şiddet, Akran Zorbalığı ve Madde Bağımlılığını Önleme…”
Aslında mesele kısa:
Çocuk.
Çocuk yalnızsa…
Sorun var.
Çocuk sahipsizse…
Daha büyük sorun var.
Çocuk yönsüzse…
En büyük sorun orada.
*
Bir söz daha etti Başkan:
“Atalarını bilmeyen it peşinde gezer.”
Sert.
Ama boş değil.
Çünkü mesele tam da burada düğümleniyor.
Biz çocuklara ne veriyoruz?
Bir yanda tarih…
Bir yanda ekran.
Bir yanda Seyit Onbaşı.
Bir yanda “fenomen”.
Bir yanda Şerife Bacı.
Bir yanda “trend”.
Bir yanda Mustafa Kemal Atatürk.
Bir yanda “like”.
Şimdi soralım:
Çocuk hangisini seçecek?
*
Akran zorbalığı diyoruz.
Doğru.
Ama eksik.
Çünkü o zorbalık…
Sadece çocuklar arasında değil.
Bir boşluğun içinde büyüyor.
İlgi yoksa…
Değer yoksa…
Sınır yoksa…
Zorbalık olur.
*
Madde bağımlılığı?
O da sonuç.
Öncesinde ne var?
Sessizlik.
Evde kimse kimseyi dinlemiyorsa…
Aynı masada herkes başka dünyadaysa…
Çocuk konuşacak yer bulamazsa…
Gider.
Başka yerde arar.
*
Şimdi yeniden soralım:
Sokak kimin?
Eğer cevap “bizim” değilse…
Hiç kimsenin değil.
Ve sahipsiz sokak…
En tehlikeli sokaktır.
*
Devlet elbette olacak.
Okul elbette anlatacak.
Ama yetmez.
Anne bakacak.
Baba hissedecek.
Mahalle sahip çıkacak.
Yoksa…
Biz konuşuruz.
Çocuklar kayar.
*
Çocuk büyütmüyoruz sadece.
Gelecek yetiştiriyoruz.
Ve unutmayalım…
Sokağı kim alırsa…
Yarını o yazar.
Kalın Sağlıcakla
