Şafak Zeki Akca yazdı
Tarladan 5 liraya çıkan ürünün sofraya 250 liraya gelmesini hangi ekonomiyle açıklayacağız? Denetimler sürüyor ama sonuç değişmiyor… Cüzdan boşalıyor, torbalar hafifliyor.
Ticaret Bakanlığı geçtiğimiz günlerde Zincir Marketlere bastı cezayı, peki cezayı basınca Tarladan 5 liraya çıkan bir ürünün sofraya 250 liraya gelmesini hangi ekonomi modeliyle açıklayacağız?
Bu soruyu artık sadece sormuyoruz… Her gün yaşıyoruz.
Denetimler yapılıyor, kontroller artıyor, zaman zaman Ticaret Bakanlığı zincir marketlere cezalar da kesiyor. Ama sonuç değişmiyor. Çünkü sorun tek tek işletmelerde değil; bütün bir fiyat zincirinde.
Ve bu zincirin sonunda hep aynı gerçek var: vatandaş.
*
“Giderler arttı” cümlesi artık açıklama değil, ezberdir.
Çünkü ortada sadece maliyet artışı yok. Ortada şişen bir ara katman, kontrolsüz bir fiyat oluşumu ve “nasıl olsa satılıyor” rahatlığı var.
*
Tarladan 5 liraya çıkan ürünün hale 35 liraya çıkması anlaşılabilir.
Nakliye… fire… komisyon… hal giderleri…
Ama 35 liradan 250 liraya uzanan yol artık ekonomik değil, yapısaldır.
Burada artık masraf değil, marj konuşulmalıdır.
*
Bugün ortaya çıkan resim nettir:
Üretici kazanamıyor.
Tüketici ulaşamıyor.
Ama aradaki yapı büyüdükçe büyüyor.
*
Bu nedenle mesele artık “iyileştirme” değil, yeniden kurma meselesidir.
Devlet öncülüğünde kurulacak halk marketler zinciri bir adımdır, evet.
Ama tek başına çözüm değildir.
Eğer aynı zincir mantığı o yapının içine de taşınırsa, isim değişir ama sonuç değişmez.
*
Ne gerekiyor?
Öncelikle doğrudan alım garantisi.
Üretici sezon başında ürününü kaça satacağını bilmelidir. Belirsizlikle üretim olmaz.
Ardından gerçek kooperatifleşme.
Kâğıt üstünde değil; sahada, üreticinin söz sahibi olduğu yapılar.
Aracıyı çoğaltan değil, üreticiyi güçlendiren bir sistem.
Bir diğer kritik başlık: hal sistemi.
Fiyatın oluştuğu yer şeffaf değilse, sonuç hiçbir zaman şeffaf olmaz.
Ve en önemlisi: tam fiyat şeffaflığı.
Tarladan sofraya kadar kim ne kazanıyor, herkesin görebildiği bir düzen kurulmadıkça bu tartışma bitmez.
*
Çünkü gizlenen her halka, şişen her fiyat demektir.
*
Bugün yaşanan şey serbest piyasa değildir.
Serbest piyasa rekabet üretir.
Bu yapı ise çoğu zaman fırsatçılık üretmektedir.
*
Üreticiyi korumayan bir sistem, tüketiciyi zaten koruyamaz.
Ve üretici toprağı terk ederse, mesele fiyat olmaktan çıkar…
Gıda güvenliği meselesine dönüşür.
*
Hal böyle olunca konu sadece ekonomi değildir.
Bu bir denge meselesidir.
Bir adalet meselesidir.
Ve açık söyleyelim: bir vicdan meselesidir.
*
Çünkü bir ülkede üretici ayakta kalamıyorsa, sofradaki fiyat hiçbir zaman makul olmaz.
*
Denetim var deniyor.
Evet, var.
Ama etkisi nerede?
Herkes birbirine bakıyor:
Halci pazarcıya, pazarcı markete, market tedarikçiye…
Ama kimse aynaya bakmıyor.
*
Ve sonuç:
Cüzdan boşalıyor.
Torbalar dolmuyor.
Güven her geçen gün biraz daha eriyor.
Kalın Sağlıcakla
