Şafak Zeki AKCA yazdı…
Yardım Fonu…
Adı üstünde; dar gelirlinin, işsizin, emeklinin, “bu kışı nasıl çıkaracağım” diye kara kara düşünen vatandaşın nefes alabilmesi için oluşturulmuş bir kaynak.
Kâğıt üzerinde bakıldığında anlamlı, hatta vicdani bir düzenleme.
Ama iş uygulamaya gelince…
Manzara hiç de öyle değil.
Sahaya indiğinizde, yardım kapsamında dağıtılan kömürleri gördüğünüzde insanın içi burkuluyor.
Yanması zor…
Isıtma gücü düşük…
Dumanı bol…
Külü çok…
Sobaya atıyorsunuz, ev yine soğuk.
Isınmak için yakıyorsunuz ama bu kez nefes alamıyorsunuz.
Pencereyi açmak zorunda kalıyorsunuz; çünkü ev duman doluyor.
Sonuç mu?
Ne ısınma var…
Ne sağlık…
Ne de insan onuruna yakışır bir yaşam.
Şimdi soralım:
Bu mudur yardım?
Bu mudur sosyal devletin vatandaşa dokunuşu?
Yardım, yalnızca “dağıtıldı” diye dosya kapatmak değildir.
Yardım, kağıt üzerindeki rakamları tutturmak hiç değildir.
Yardım; üşüyen çocuğun elini ısıtabilmektir.
Yardım; yaşlının titreyen bedenine bir nebze olsun rahatlık verebilmektir.
Aksi halde yapılan şey yardım değil, sadece istatistik üretmektir.
Asıl sorun kömürün kalitesizliğiyle sınırlı da değil.
Asıl sorun, yardımı alan vatandaşa bakış açısında gizli.
Yoksulu bir yük gibi gören…
Bir mecburiyet gibi değerlendiren…
Bir sayıdan ibaret sayan bir anlayış hâkim.
“Nasıl olsa bedava, ne verirsek kabul eder” mantığı sinsice sistemin her köşesine sızmış durumda.
Oysa bu kömürler hayırseverin cebinden çıkmıyor.
Kamu kaynaklarıyla alınıyor.
İhalelerle temin ediliyor.
Devletin kasasından para ödeniyor.
Yani bu kömürün parası da bu milletin cebinden çıkıyor.
Hal böyleyken, ortaya çıkan bu kalitesizlik tesadüf mü?
Yoksa bilinçli bir tercih mi?
Bir başka acı gerçek daha var:
Yardım fonları, yoksulluğu bitirmek için değil; yoksulluğu yönetmek için kullanılır hale gelmiş durumda.
Üreten, ayağa kaldıran, insanı güçlendiren politikalar yerine;
İdare eden, susturan, bağımlı kılan bir anlayış tercih ediliyor.
Kömür meselesi de bunun en somut, en yakıcı örneklerinden biri.
Bugün verilen kalitesiz kömür, yarın başka bir kalitesiz yardımın habercisidir.
Çünkü sorun malzemede değil…
Sorun zihniyettedir.
Buradan açıkça söylemek gerekiyor:
Yardımı küçültmeyin.
Yoksulu incitmeyin.
Vicdanı ihaleye çıkarmayın.
Unutulmamalıdır ki;
Bir toplum, en güçlüleriyle değil, en zayıflarına nasıl davrandığıyla ölçülür.
Eğer yardım adı altında soğuk dağıtıyorsanız, o sistemde bir yerlerde ciddi bir sorun var demektir.
Ve son söz:
Gerçek yardım, sobayı değil; insanı ısıtandır.
Kalın sağlıcakla.


