Şafak Zeki Akca yazdı…
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Aralık ayı verileri Karabük gerçeğini tokat gibi yüzümüze vuruyor.
Kentteki motorlu kara taşıtı sayısı: 85 bin 632
Evet, yanlış okumadınız.
Nüfusu yaklaşık 250 bin olan bir şehirde, neredeyse her üç kişiye bir araç düşüyor.
Şimdi sormak lazım:
Karabük fakir mi?
Yoksa biz, gelirle zenginliği karıştırmayı mı seviyoruz?
Rakamlar ortada.
48 bin 243 otomobil…
10 bin 602 kamyonet…
3 bin 428 kamyon…
13 bin 932 motosiklet…
1.621 minibüs, 591 otobüs…
6 bin 846 traktör…
364 özel amaçlı araç…
Bu tablo yoksulluk mu anlatıyor, yoksa başka bir şey mi?
Bir de sokağa bakalım…
Otopark var ama araç çok.
Yol aynı yol, trafik her geçen gün daha yoğun.
Akaryakıt cep yakıyor ama kontak çevriliyor.
Sigorta, bakım, vergi uçmuş ama araç sayısı artıyor.
Demek ki mesele “para yok” meselesi değil.
Mesele öncelik meselesi.
Bir yanda “geçinemiyoruz” feryadı,
Diğer yanda her evin önünde iki araba.
Bir yanda “hayat çok pahalı” serzenişi,
Diğer yanda krediyle de olsa son model araç tutkusu.
Zenginiz vesselam…
Ama nakitte değil,
Borçta zenginiz.
Bu tabloyu sadece “refah göstergesi” diye okumak safdillik olur.
Araç artıyor, şehir sıkışıyor.
Şehir sıkıştıkça sinir artıyor.
Sinir arttıkça yaşam kalitesi düşüyor.
Velhasıl…
İstatistik bize şunu söylüyor:
Karabük’te araç çok,
ama bu rakamlara göre şehir nüfusu az.
Zenginiz vesselam…
Ama bedelini egzoz dumanında, trafikte ve stresle ödüyoruz.
Kalın Sağlıcakla
