Safranbolu bugün festival kenti olarak anılıyorsa, bunun temeli yıllar önce atıldı.
Dönemin Belediye Başkanı Mehmet Ceylan, “Bu şehirde sadece taşlar değil, hikâyeler de yaşamalı” diyerek Altın Safran Belgesel Film Festivali’nin ilk adımını attı.
O günden sonra Safranbolu, yalnız tarihini değil; sanatını, kültürünü, ruhunu da dünyaya tanıtmaya başladı.
Bir zamanlar birkaç gönüllünün emeğiyle başlayan o küçük festival, şimdi kentin vitrini, kültürün kalbi, mirasın sesi oldu.
Bugün Safranbolu sokaklarında bir kamera görürseniz şaşırmayın; çünkü bu şehirde her köşe başı bir sahne, her insan bir hikâyedir.
*
Safranbolu’nun Altın Çiçeği Yine Sahnede!
Dünyanın en pahalı bitkisi…
Kilosu altınla yarışıyor!
Ama bizim için mesele para değil; mesele kültür, gelenek, koku, renk ve biraz da “zerafet.”
*
9. Safran Festivali geliyor!
Üç gün boyunca şehir, morun en asil tonuna boyanacak.
UNESCO’nun koruduğu taş evler, bu kez safranın büyülü kokusuyla karışacak.
17 Ekim Cuma günü Safranbolu Belediyesi Bandosu önde, kortej arkada, herkesin yüzünde o meşhur “Safranbolu tebessümü.”
*
Kısacası, “ben bu şehri niye seviyorum” dedirten her şey sahnede!
Cumartesi günü işin mutfağına iniyoruz.
Gerçek anlamda!
Çünkü “Safran Yemek Yarışması” var.
Düşünün; pilavdan tatlıya, lokumdan çorbaya kadar her şey safranlı.
Yani bir tabak yiyorsunuz, hem mideniz bayram ediyor hem de burnunuzdan çıkan buhar mis gibi kokuyor.
Hani, “bir tutam fazla koysan altın gibi olurdu” yorumunu duymak işten bile değil.
Tabii festival sadece lezzetle sınırlı değil.
Bilim, kültür, sanat da menüde.
“Safranın Gelecekten Bilime Yolculuğu” gibi söyleşiler, kitap imza günleri, ney ve piyano dinletileriyle Safranbolu tam anlamıyla bir kültür şölenine dönüşüyor.
Ve son gün, 19 Ekim Pazar…
O meşhur an geliyor: Safran hasadı!
O mor çiçeklerin narin taç yaprakları tek tek toplanıyor.
Bir gram safran için binlerce çiçek!
Sabır, emek, zarafet…
İşte Safranbolu’nun ruhu da tam burada yatıyor.
Belediye Başkanı Elif Köse diyor ki:
“Safranı tanıtmak, üreticiyi desteklemek, kenti yılın her dönemi turizmle buluşturmak istiyoruz.”
Doğru söylüyor. Çünkü bu sadece bir festival değil, kentin kimliğini yaşatma meselesi.
Sonuçta, kimi şehirler altına, kimisi petrole sahip.
Bizimkisi safrana…
Renkli, kokulu, zarif ve kıymetli.
Ve inanın, dünyada bu kadar pahalı bir çiçek olmasına rağmen,
Safranbolu insanının gülümsemesi hâlâ bedava!
Kalın Sağlıcakla
