Şafak Zeki Akca yazdı.
Bir süredir CHP’yi izliyorum…
Dışarıdan bakınca ilginç bir tablo var.
Birbirine düşen CHP’li…
Birbirini şikâyet eden CHP’li…
Mağdur olduğunu söyleyen CHP’li…
Kazandığını ilan eden CHP’li…
Kaybettiğini düşünen CHP’li…
Kızan CHP’li…
Sevinen CHP’li…
Konuşan CHP’li…
Suskun kalan CHP’li…
İşin ilginç tarafı şu:
Olayın her tarafında CHP’liler var.
Tam da bu süreçte dikkat çekici bir gelişme yaşandı.
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay’ın, CHP Genel Merkezi bünyesinde oluşturulan “Arınma Komisyonu”nda görev aldığı açıklandı. Komisyonun, partili bazı belediyeler hakkında gündeme gelen rüşvet, ihale yolsuzluğu ve usulsüzlük iddialarını inceleyeceği belirtiliyor.
Edinilen bilgilere göre Akay, soruşturma konusu belediyelerin mali kayıtlarını, hesap hareketlerini ve ihale süreçlerini detaylı şekilde mercek altına alacak.
Burada Karabük açısından önemli bir soru ortaya çıkıyor:
Safranbolu Belediyesi de bu incelemelerin kapsamında olacak mı?
Eğer olacaksa, Karabük siyasetinde yeni tartışmaların fitili ateşlenebilir.
Çünkü CHP’nin zaten uzun süredir kendi içinde yaşadığı görüş ayrılıkları ve gruplaşmalar konuşulurken, böylesi bir denetim sürecinin teşkilatlara nasıl yansıyacağı merak konusu.
Kimileri bunu partinin kendi içinde hesaplaşması olarak görecek…
Kimileri ise kurumsal bir temizlik ve güven tazeleme hamlesi olarak değerlendirecek.
Ancak şurası kesin:
Böyle dönemlerde iddialardan çok, iddialara verilen cevaplar önem kazanır.
Siyasette şeffaflık her zaman kazandırır.
Fakat süreçlerin parti içi çekişmelere dönüşmesi halinde ortaya çıkan tablo farklı olur.
Bugün CHP’nin karşı karşıya olduğu risk de tam olarak budur.
Bir tarafta incelemeler…
Bir tarafta açıklamalar…
Bir tarafta savunmalar…
Diğer tarafta suçlamalar…
Ve bütün bunların ortasında yine CHP’liler.
Siyasette rekabet olur.
Fikir ayrılığı olur.
Hatta sert tartışmalar da olur.
Ancak bir noktadan sonra vatandaşın baktığı yer değişir.
Vatandaş, kimin haklı olduğundan çok, ortaya çıkan manzaraya bakar.
Bugün ortaya çıkan manzara ise CHP adına pek iç açıcı görünmüyor.
Çünkü kazanan da CHP’li…
Kaybeden de CHP’li…
Ama bütün bu hesaplaşmanın sonunda yıpranan, tartışılan ve güç kaybeden tek yapı var.
O da Cumhuriyet Halk Partisi.
Siyasetin en temel kuralıdır:
Bir partiye en büyük zararı bazen rakipleri değil, kendi içindeki kavgalar verir.
Ve seçmen, kavgayı değil; çözümü, umudu ve birlik görüntüsünü görmek ister.
Kalın Sağlıcakla
