Evet…
Bu bir yolculuktu.
Sadece kilometrelerin aşıldığı bir seyahat değil; Karabük’ün adının, vizyonunun ve akademik iddiasının İstanbul’un merkezine taşındığı bir yolculuk…
Türkiye’nin ilk ulusal ve uluslararası sosyal bilimler festivali olan Sosyalfest’in, İstanbul Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilmesine şahitlik ettik.
Ve açık söylemek gerekirse; bu organizasyon yalnızca bir festival değil, aynı zamanda bir “vizyon gösterisi”ydi.
Bu yazıyı üç başlık altında değerlendirmek gerekiyor.
BİR: Karabük’ün Sahipliği Noktası ve Eleştirisi
İKİ: Karabük Üniversitesi’nin Aktif Çalışması ve İstanbul Üniversitesi’nin Etkisi
ÜÇ: Rektör Fatih Kırışık’ın Karabük’e Kazanımları
*
KARABÜK’ÜN SAHİPLİĞİ NOKTASI VE ELEŞTİRİSİ
Bir şehri temsil etmek sadece makam taşımak değildir.
Bazen bir salonda görünmek, bazen bir organizasyonda yer almak, bazen de “Karabük burada” dedirtebilmektir.
İstanbul’daki Sosyalfest tam da böyle bir organizasyondu.
Karabük Üniversitesi adına büyük bir gururdu. İstanbul’un kalbinde, tarihi atmosferin içinde önemli isimler bir araya gelmişti.
Bakın kimler vardı…
İstanbul Valisi Davut Gül oradaydı.
Konuşmalar yaptı, organizasyona destek verdi.
Dört bakan yardımcısı oradaydı.
Türkiye’nin önemli akademisyenleri, profesörleri oradaydı.
Ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin eski Başkanı
Mustafa Şentop oradaydı.
Yani devletin önemli isimleri, akademi dünyasının güçlü temsilcileri, bürokrasi ve siyaset dünyasının dikkat çeken isimleri aynı çatı altında buluşmuştu.
İnsan ister istemez şunu düşünüyor:
Karabük adına bu kadar önemli bir organizasyonda, kendi şehrimizin temsil makamları neden yoktu?
Bir ilin Valisi olmaz mı?
Milletvekilleri olmaz mı?
Belediye Başkanı olmaz mı?
Ticaret ve Sanayi Odası’nın bir heyeti olmaz mı?
Sivil toplum kuruluşları orada yer almaz mı?
Çünkü böyle organizasyonlar sadece protokol meselesi değildir.
Bu organizasyonlar şehirlerin vitrini olur.
Karabük’ün adının geçtiği yerde Karabük’ün yöneticilerini görmek isterdik.
Çünkü temsil edilmek, insanın memleketine olan aidiyetini büyütür.
Ama hakkını teslim etmek gerekir…
Orada bir isim vardı ki, görünce içimiz ısındı.
Geçtiğimiz aylarda “Karabük’ün en çalışkan kurum müdürlerinden biri” diye konuştuğumuz isim…
Coşkun Güven ekibiyle birlikte oradaydı.
Samimiyetle söyleyeyim;
kendisini görünce mutlu olduk.
Çünkü bazen bir kişinin varlığı bile memleket hissi verir insana.
“Evet” dersiniz…
“Karabük burada.”
İşte temsil dediğiniz şey tam da budur.
Sadece makamda oturmak değil, şehrin olduğu her yerde o şehri hissettirebilmektir.
*
İstanbul’daki Sosyalfest boyunca yalnızca programları izlemedik.
Akademisyenlerle, profesörlerle, farklı üniversitelerden gelen isimlerle uzun uzun sohbet etme fırsatı da bulduk.
İşte insanı düşündüren taraf biraz da burada başladı.
Bazı sohbetlerde yüzümüz kızardı.
Açık söylemek gerekirse kendi adımıza utandığımız anlar oldu.
Çünkü konu dönüp dolaşıp yine Karabük Üniversitesi’ne geliyor, ardından da Karabük’ün dışarıdan nasıl göründüğü konuşuluyordu.
Hepimiz biliyoruz…
Bir dönem üniversite ve Rektör
Fatih Kırışık hakkında çok sert eleştiriler yapıldı.
Eleştiri elbette olacaktır.
Ama mesele eleştiriyi aşınca, şehre zarar veren bir noktaya taşınınca ortaya başka bir tablo çıkıyor.
Hatırlayın…
Karabük’teki bazı basın organları öyle manşetler attı ki, konu ulusal medyaya kadar taşındı.
“Karabük geneleve mi dönüştü?” başlıklı haberler günlerce konuşuldu.
“O fest, bu fest, şu fest…” diyerek yapılan küçümseyici yayınlar gündem oldu.
Sadece organizasyonlar değil,
Fatih Kırışık hakkında olmadık dedikodular da ortaya atıldı.
Daha birçok konu var…
Hepsini tek tek anlatmaya gerek yok.
Ama şunu İstanbul’da çok net gördük:
Dışarıdan bakıldığında bu haberlerin Karabük’e verdiği zarar sanıldığından çok daha büyük olmuş.
Çünkü bir şehri yıpratmak kolaydır.
Asıl zor olan, o şehrin marka değerini yükseltmektir.
İnsan eleştiri yapabilir.
Yanlış gördüğünü söyleyebilir.
Ama bazen atılan manşetin yalnızca bir kişiye değil, bütün şehre zarar verdiği unutuluyor.
Neyse ki…
Fatih Kırışık bütün bu tartışmaların içine saplanıp kalmadı.
Kulaklarını gürültüye kapatıp işine baktı.
Karabük için çalıştı.
Üniversite için projeler üretti.
Organizasyonlar yaptı.
Karabük’ün adını farklı platformlarda duyurmaya devam etti.
Ve bugün geldiğimiz noktada şunu rahatlıkla söylemek mümkün:
Verdiği mücadelenin altından alnının akıyla çıkmıştır.
Çünkü bazen en güçlü cevap, polemik değil ortaya koyulan iştir.
Bu yazımızın Birinci bölümü ikinci bölümü yarın…
Kalın Sağlıcakla
