Reklam
Reklam
169
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

ŞAPKA MESELESİ

Şafak Zeki AKCA yazdı.

Özçelik-İş Sendikası’nda geçtiğimiz hafta seçim vardı.

Sıradan bir seçim değildi.

KARDEMİR işçisini yakından ilgilendiren bir seçimdi.

16’ıncı Olağan Genel Kurul’da delegeler kararını verdi.

Yunus Değirmenci yeniden Genel Başkan seçildi.

Güven tazeledi.

Şapka çıkarılır.

*

Yunus Değirmenci…

2014 yılından bu yana bu görevi yürütüyor.

Tam 12 yıl.

Kolay değil.

Bu süre içerisinde sendika büyüdü.

Üye sayısını artırdı.

Yeni sektörlerde örgütlendi.

Demir-çelikten savunma sanayine kadar geniş bir alanda varlık gösterdi.

Bugün Özçelik-İş, Türkiye’nin en güçlü sendikalarından biri olarak anılıyor.

Hal böyle olunca…

Yunus Değirmenci’nin seçimi kazanması kimseyi şaşırtmadı.

Açık söylemek gerekirse, kaybetmesi sürpriz olurdu.

*

Ancak…

Seçimin bir de başka tarafı var.

İşte oraya dikkat etmek gerekiyor.

Çünkü seçimler sadece kazananı göstermez.

Mesaj da verir.

Sandığın söylediği başka şeyler de vardır.

*

Karşısında Okan Ödemiş vardı.

Daha önce de yazdık.

Bu yarışta işinin zor olduğunu söyledik.

Hatta kazanma ihtimalinin düşük olduğunu da ifade ettik.

Sonuç da öyle oldu.

Seçimi kaybetti.

Ama…

Aldığı oy küçümsenecek bir oy değil.

Tam tersine.

Beklentilerin üzerinde bir destek gördü.

Bu da üzerinde düşünülmesi gereken bir durum.

*

Şunu da söyleyelim.

Okan Ödemiş adaylık sürecinde bazı hatalar yaptı.

Bazı hesapları tutmadı.

Bazı tercihleri kendisine puan kaybettirdi.

Eğer o hatalar yapılmasaydı…

Bugün konuştuğumuz tablo daha farklı olabilir miydi?

Belki de olabilirdi.

*

Çünkü ortada göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek var.

Delegelerin önemli bir bölümü değişim talebini de sandığa yansıttı.

Bu, “Yönetim değişsin” anlamına mı geliyor?

Hayır.

Ama “Bazı şeyler değişsin” anlamına geliyor olabilir.

İkisi birbirinden farklı şeyler.

*

KARDEMİR işçisi bugün düne göre daha farklı düşünüyor.

Daha fazla söz sahibi olmak istiyor.

Kendisine daha fazla dokunulmasını bekliyor.

Sadece toplu sözleşme dönemlerinde değil, yılın her günü sesinin duyulmasını talep ediyor.

Yeni kuşak işçilerle eski kuşak işçilerin beklentileri de artık aynı değil.

Sendikaların da bu değişimi iyi okuması gerekiyor.

*

Aslında seçim sonuçları biraz da bunu gösterdi.

Yunus Değirmenci kazandı.

Ancak karşısındaki adayın aldığı oy, sendika içerisinde farklı düşünen bir kitlenin de varlığını ortaya koydu.

Bu kitleyi görmezden gelmek hata olur.

Çünkü sendikaları güçlü yapan şey sadece seçim kazanmak değildir.

Farklı sesleri aynı çatı altında tutabilmektir.

*

Belki de bu genel kurulun en önemli sonucu budur.

Delegeler yönetime “Devam et” dedi.

Ama aynı zamanda “Bizi daha fazla dinle” mesajı da verdi.

“Daha fazla sahada ol.”

“İşçinin sesine daha çok kulak ver.”

“Yeni dönemin beklentilerini daha iyi oku.”

Sandığın verdiği mesaj biraz da buydu.

*

Sendikal hareketin en büyük tehlikesi başarıya alışmaktır.

Uzun süre kazanmak bazen insanı rahatlatır.

Rahatlık ise zamanla teşkilatlarda mesafe oluşturur.

Oysa işçinin beklentisi her geçen gün artıyor.

Ekonomik şartlar ağırlaşıyor.

Hayat pahalılaşıyor.

İşçi daha güçlü temsil görmek istiyor.

*

İşte bu yüzden…

Sayın Yunus Değirmenci’nin de önüne bir şapka koyup düşünmesinde fayda var.

Çünkü delegeler bir yandan güçlü bir destek verdi.

Ama diğer yandan da önemli bir uyarıda bulundu.

Kazanan belli.

Ancak verilmek istenen mesaj da ortada.

Siyasette de böyledir.

Sendikalarda da.

Bazen en önemli uyarı, seçimi kaybettiren oylar değil…

Seçimi kazandıran oyların arasına gizlenmiş mesajlardır.

Ve bazen değişim, yönetimin değişmesiyle değil…

Yönetimin kendisini yenilemesiyle başlar.

Kalın Sağlıcakla