Reklam
Reklam
104
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

YUKARIDAN ÖPÜYOR, AŞAĞIDAN CİMCİK ATIYOR!

Şafak Zeki Akca yazdı

Karabük siyasetinde yüzler gülüyor, kulislerde hesaplar yapılıyor.

Peki görünen ile gerçek aynı mı?

Haftanın ilk iş günü biraz siyasetten, biraz Karabük’ten, biraz da insan ilişkilerinden konuşalım.

Malum…

Karabük küçük şehir.

Burada herkes herkesi tanır.

Kim kiminle oturdu, kim kimin elini sıktı, kim kiminle fotoğraf çektirdi…

Bunların hepsi görülür.

Dahası, konuşulur.

Hatta bazen fotoğraftaki gülümsemenin nedenini fotoğrafın kendisinden daha çok merak ederiz.

Çünkü Karabük siyasetinde görünen ile görünmeyen arasında zaman zaman ciddi bir mesafe oluşur.

*

Bir söz var ki…

Son günlerde aklıma sık sık eski bir söz geliyor:

“Yukarıdan öpüyor, aşağıdan cimcik atıyor.”

Şunu da hatırlatalım “cimcik” kelimesi halk dileğiyle söylenir. Aslında kelimenin aslı “cimdik” tir.

Ne kadar da güzel anlatıyor bazı ilişkileri…

Yüzüne bakınca sevgi.

Söze gelince destek.

Fotoğrafa bakınca dostluk.

Ama perde arkasında?

Cimcik!

Hem de öyle hafif bir cimcik değil.

Can acıtacak cinsten…

İşte siyasetin biraz da böyle bir tarafı var.

Mikrofon karşısında başka…

Masa başında başka…

Kulislerde ise bambaşka.

*

Fotoğraf çok şey anlatır mı?

Bazen anlatır.

Ama her şeyi anlatmaz.

Yan yana çekilmiş iki fotoğraf karesi, iki kişinin aynı fikirde olduğunu göstermez.

Aynı masada oturmak, aynı hesabın içinde olmak değildir.

Aynı etkinlikte bulunmak, aynı siyasi çizgide yürümek anlamına gelmez.

Hele Karabük’te…

Bir fotoğrafın arkasındaki hikâyeyi anlamak için bazen fotoğraftan çok fotoğraf çekildikten sonra kimin nereye gittiğine bakmak gerekir.

Asıl mesele orada başlar.

*

Kulis dediğin nedir?

Birisi bir şey söyler.

İkincisi üzerine bir kelime ekler.

Üçüncüsü “Ben de duydum” der.

Dördüncüsü işi biraz daha büyütür.

Beşincisi artık kesin konuşmaya başlar.

Sonra…

Bir bakmışsınız, şehirde herkes aynı şeyi konuşuyor.

Oysa ortada henüz doğrulanmış bir bilgi bile yok!

Gazetecilik tam da burada devreye girer.

Duyduğunu gerçek diye yazmayacaksın.

Ama şehirde konuşulanı da yok saymayacaksın.

İddia ise iddia diyeceksin.

Kulis ise kulis diyeceksin.

Belge varsa belgeyi göstereceksin.

Çünkü gazetecilik, kulisin ateşini büyütmek değil; gerçeğin ışığını yakmaktır.

*

KTSO seçimleri yaklaşırken…

Karabük Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri de şehir gündeminin önemli başlıklarından biri.

Liste hesapları…

Meclis hesapları…

Adaylıklar…

İttifaklar…

Destekler…

Ve elbette kulisler…

Kim kiminle?

Kim kimin yanında?

Kim gerçekten destekliyor?

Kim destekliyor görüntüsü veriyor?

Kim “Ben bu işin içinde değilim” diyor ama herkes onun da işin içinde olduğunu konuşuyor?

Bunların cevabını elbette zaman gösterecek.

Sandık açıldığında birçok soru da kendiliğinden cevap bulacak.

O zamana kadar yapılması gereken ise belli:

Kulis ile gerçeği birbirine karıştırmamak.

*

Karabük insanı saf değil

Bence siyasetçilerin en çok dikkat etmesi gereken nokta burası.

Karabük insanı unutmaz.

Kim seçimden önce geldi?

Kim seçimden sonra kayboldu?

Kim söz verdi?

Kim sözünü tuttu?

Kim el sıktı?

Kim sadece fotoğraf verdi?

Kim gerçekten esnafın, sanayicinin, vatandaşın yanında durdu?

Bunların hepsi bir şekilde hafızaya yazılıyor.

Vatandaş belki o anda bir şey söylemiyor.

Belki sadece dinliyor.

Belki gülümsüyor.

Ama notunu alıyor.

*

“Biz senin yanındayız…”

Siyasetin en güzel cümlelerinden biridir.

“Biz senin yanındayız.”

İyi de…

Ne kadar yanındasın?

Fotoğraf karesinde mi?

Seçim döneminde mi?

Bir makam odasında mı?

Yoksa iş gerçekten zorlaştığında mı?

Çünkü gerçek destek, işler iyi giderken değil, işler zorlaştığında belli olur.

*

Mesele rekabet değil

Siyasette rekabet olacak.

Adaylık olacak.

Liste olacak.

Seçim olacak.

Taraflar olacak.

Bunların hepsi siyasetin doğasında var.

Kimse “Herkes aynı şeyi düşünsün” demiyor.

Tam tersine…

Farklı düşünceler demokrasinin gereğidir.

Ama başka bir şey var.

Yüzüne başka, arkasından başka konuşmak.

İşte insanları rahatsız eden asıl mesele bu.

*

Ve son söz…

Karabük küçük şehir.

Burada yukarıdan gelen öpücük de hissedilir.

Aşağıdan gelen cimcik de…

Öpücük unutulabilir.

Ama cimciğin acısı kolay unutulmaz.

O yüzden siyasetçiye de, iş insanına da, oda yöneticisine de, parti yöneticisine de naçizane bir tavsiye:

Samimiyseniz, samimi kalın.

Destekliyorsanız gerçekten destekleyin.

Rakipseniz de rakip olduğunuzu açıkça söyleyin.

Çünkü bazen insanı düşmanının sözü değil…

Dostunun cimciği acıtır.

Kalın Sağlıcakla