📝Sanat Tarihi Ajandası-6
Zamanın taş sokaklarında yankılanan ayak sesleriyle başlar Safranbolu’nun hikayesi…
Bir zamanlar seyahatnamelerin sayfalarına düşen altın sarısı bir rüyadır: safran.
Polonyalı Simeon’un satırlarında, Ainsworth’un gözlemlerinde “Zafaran Boli”den, Mordtmann’ın notlarında tabakhanelerle yan yana anılan o gizemli baharat…
İmparatorluk renginin, sabrın ve emeğin çiçeği.
Bir damlası bin emek, bir teli altın değerinde.
Yüzyıllar önce tüccarların ellerinde doğudan batıya taşınan bu kıymetli baharat,
bugün yeniden kök salıyor aynı vadilerin gölgesinde.
Bu defa bir mimarın ellerinde, gelenekten geleceğe uzanıyor:
İbrahim Canbulat ile…

Gülevi’nin taş duvarları arasında, geçmişin izleriyle bugünün yeniliğini sunan bir sofra kuruluyor.
Canbulat, Safranbolu’nun toprağından doğan safranı, ateşin ve sabrın içinden geçirerek “Yanık Safran” adını verdiği bir tatlıya dönüştürüyor.
Her lokması, bir zamanlar seyyahların kaleminden dökülen satırların tadını taşıyor;
her kokusu, geçmişin baharat yüklü hanlarına selam gönderiyor.
Türk Patent ve Marka Kurumu’nun tesciliyle taçlanan bu özgün lezzet,
artık yalnızca bir tatlı değil, bir kültürün yeniden doğuşu.
Yanık Safran’ın yanı sıra Reşidiye helvası, Şeker böreği, safranlı elmasiye, safranlı dondurma…
Her biriyle Osmanlı saray mutfağının eşsizliği, Safranbolu’nun inceliğiyle buluşuyor.
Bahçede misafirlere gösterilen pişirme ritüeliyle o ateşin çıtırtısı, geçmişle bugünün sohbetine dönüşüyor.
Canbulat’ın gayretiyle safran, yalnızca bir bitki değil;
Safranbolu’nun ruhunu, sabrını ve yükselişini anlatan bir marka değeri haline geliyor.
Bir zamanlar tarihi çarşıda kara kazanda pişirilen tatlıdaki safran,
bugün sadece belli başlı isimlerle; dürüst emeğin, yaratıcı geleneğin ve yerel kimliğin simgesi oldu. Safranbolu Safranı’nın aşka düşmüş izini ise Yanık Safran’da görmeye başladı tadanlar…
Safranbolu’nun altın kokulu çiçekleri yine açıyor ama bu kez yalnız tarlalarda değil, tatlıların kalbinde, tarihi evlerin avlularında, geçmişiyle gurur duyan insanların yüzlerinde.
Ve şehir bir kez daha adının hakkını veriyor:
Safranbolu, safranın şehri.
Altın kokulu geçmiş, bu kez Safranbolu Sofrası’ndan yükselip dünya mutfaklarına uzanıyor; her zerresinde bir kentin mirasını, bir çiçeğin asırlık lezzetini fısıldıyor.



Sibel Kızılay
•👍👏